Fukushima’daki nükleer tehlike bitmedi: 20 yıl daha ölümcül radyoaktif maddeleri saçmaya devam edecek

featured

Japonya’nın Okuma bölgesinin başkenti Fukuşima’da 11 Mart 2011’de dünyanın gördüğü en büyük nükleer facialardan biri meydana geldi. 9,1 şiddetindeki deprem ile sarsılan ve ardından meydana gelen tsunami nedeniyle Fukuşima Daiichi nükleer santralinde peş peşe patlamalar yaşandı.

DÜNYADA EN FAZLA YIKIMA NEDEN OLAN İKİNCİ NÜKLEER FELAKET

Olay anında 2 bin 203 kişinin öldüğü, günümüze dek radyasyonun etkileri nedeniyle 18 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Bununla birlikte Fukuşima, 1986’da yaşanan Çernobil nükleer felaketinin ardından en fazla yıkıma neden olan ikinci nükleer vaka olarak tarihe geçti.

Ancak, Japonya, santralde oluşan nükleer atıkla hala mücadele ediyor ve 2011 yılında meydana gelen Fukushima nükleer felaketinin kalıntılarının  temizlenmesi yüz milyarlarca dolara mal olacak. Ancak, yeni bir araştırmaya göre felaketin yaşandığı bölgenin çevresinde yer alan göller 20 yıl daha kirli kalacağından çevresel maliyet önemli ölçüde artacak. 

Tsukuba Üniversitesi tarafından yapılan çalışma, Akagi Dağı’ndaki Onuma Gölü’nün felaketten yaklaşık 30 yıl sonra hala  radyoaktif sezyum-137 (137CS) tarafından kirletilmiş olacağını keşfetti. 

Araştırmacılar,  Scientific Reports adlı dergide yayımlanan çalışma kapsamında  fraksiyonel difüzyon yöntemini kullandılar ve kazadan sonraki 10 bin  güne kadar radyoaktivite konsantrasyonunun hangi düzeyde olacağını belirlediler. 

TOPARLANMA 40 YIL SÜRECEK

Diğer taraftan, 2016 yılında, Japon hükümeti nükleer felaketle ilgili maliyetler için resmi tahminlerini 188 milyar dolara çıkardı.Ancak, bazı uzmanlar , nihai maliyetin 1 trilyon dolara yaklaşabileceğini ve toparlanmanın 40 yıl kadar sürebileceğini öne sürdü.

ÖLÜMCÜL KANSERE NEDNE OLUYOR

ABD Çevre Koruma Ajansı’na göre, Sezyum-137, 30 yıl gibi  oldukça uzun bir yarılanma ömrüne sahip. Radyoaktif izotopa bu kadar uzun süre maruz kalmak ise yanıklara, çeşitli genetik bozukluklara ve ölüme neden kanser riskini artıyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından Prof. Dr. Yuko Hatano, kazadan sonra 5,4 yıl boyunca göl suyu ve gölet kokusunun 137Cs konsantrasyonu için ölçüldüğünü açıkladı.

Hatano, “Gölet kokusunun 137Cs aktivite konsantrasyonu, Ağustos 2011’den (15 Mart 2011’den 160 gün sonra) Eylül 2012’ye (552 gün sonra) hızla azaldı, ancak Ekim 2012’den sonra (592 gün) kademeli bir düşüş eğilimi gösterdi. ‘Bu eğilim Onuma Gölü’ndeki göl suyunun 137Cs aktivite konsantrasyonundaki değişiklikle tutarlıdır” açıklamasını yaptı.

Formül göz önüne alındığında, uzmanlar radyoaktivite konsantrasyonunun kazadan sonraki 10 bin güne kadar tehlikeli seviyelerde kalacağını aktardı.

Buna karşılık, Çernobil kazasından sonra Rusya’nın Svyatoe gölündeki su, yaklaşık yedi ile 13 yıllık veya 2 bin 400 ile 4 bin 900 günlük bir süre boyunca 137CS konsantrasyonuna sahipti.

Profesör Hatano, “Her iki model de kazadan sonraki ilk birkaç yıl içinde ölçülen göl suyunun ve gölet kokusunun radyoaktivite konsantrasyonuna uyuyor. Ancak, sonuçlarımız geleneksel iki bileşenli bozunma fonksiyonu modeli yerine fraksiyonel difüzyon modeli kullanıldığında radyoaktivite konsantrasyonundaki düşüşün yavaşladığını gösteriyor” diye konuştu.

Araştırmacılar kullandıkları yeni formülün nükleer felaketlerin yaşandığı yerlerin  yakınlardaki kapalı olan göllerin radyoaktif kirlenmesini daha iyi anlamalarını sağlayacağı söyledi. Ayrıca, yakınındaki yaşam koşulları hakkında daha iyi bir fikir vereceği bildirildi. 

VAHŞİ YAŞAMDA İYİLEŞME GÖRÜLMÜŞTÜ

Öte yandan, geçen ay, ayrı bir grup araştırmacı, bölgede yaşayan vahşi yaşamın, özellikle yaban domuzu ve sıçan yılanlarının, geliştiğini ve herhangi bir önemli olumsuz sağlık etkisinden muzdarip olmadığını buldu.

Bunun nedeni ise,  kaza sırasında salınan başlıca radyoaktif maddelerden biri olan sezyum-134’ün, 2 yıldan biraz fazla olan nispeten kısa bir yarı ömre sahip olduğu için, bölgedeki seviyelerinin neredeyse yüzde 90 oranında düşmesi olarak açıklandı.

Ocak 2020’de ise ayrı bir çalışma, yaban domuzu, makak ve rakun köpeği dahil 20’den fazla türün, devre dışı bırakılmış Fukushima Daichii nükleer reaktörünün yakınındaki ‘dışlama bölgesinde’ geliştiğini buldu.

Temmuz ayında araştırmacılar, bölgedeki her iki tür de birbiriyle çiftleştiğinden, felaketin bir domuz-domuz melezi yarattığını keşfettiler.

Fukushima’daki nükleer tehlike bitmedi: 20 yıl daha ölümcül radyoaktif maddeleri saçmaya devam edecek

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Media Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!